Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

“Türkiye Batının Doğusu, Doğunun da Batısıdır”

“Türkiye Batının Doğusu, Doğunun da Batısıdır”

Haberin Tarihi: 14 Ekim 2014 - Okunma Sayısı:2304 defa okundu.

Anadolucity Dergisi olarak Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği Genel Başkanı Dr.Hasan Sert ile bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbette öne çıkan konuları siz okuyucularımızla paylaşıyoruz. Öncelikle TÜMSİAD Başkanı Sayın Dr.Hasan Sert’i tanıtarak başlayalım.

unnamed11

HASAN SERT KİMDİR?

Dr. Hasan SERT, 1961 yılında Akşehir’de doğdu. Üniversite öğrenimini, 1981 yılında Gazi Üniversitesi’nde, Yüksek Lisans çalışmasını ise ‘Makine Yüksek Mühendisi’ ünvanıyla 1990 yılında Selçuk Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora eğitimini 1997 yılında Erciyes Üniversitesi’nde bitirdi. 1985 yılından itibaren Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevlerinde bulundu. 2005-2006 yıllarında ABD’de Michigan Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. Birçok yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirdi.

2009 yılında TÜMSİAD Genel Başkanlığına seçildi. Genel Başkanlığı döneminde TÜMSİAD, Avrupa Birliği Sanayi ve İşletme Komisyonu Genel Direktörlüğü’nün koordinatörlüğünde gerçekleşen 2010 Avrupa Birliği KOBİ Haftası etkinlikleri çerçevesinde, 37 katılımcı ülkenin sivil toplum, özel sektör ve kamu kuruluşları arasından ‘En Etkin STK’ olarak seçildi. TÜMSİAD, aynı uluslararası başarıyı 2011 yılında da tekrarladı. TÜMSİAD’ın bu başarısı ile 2011 yılında AB tarafından yapılan ülke sıralamasında Türkiye’de birinci seçildi. Avrupa Birliği ve dünya verimlilik merkezlerinden aldığı dünya çapında ödülleri var.

Halen Gazi Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi, farklı sektörlerde şirketleri olan bir işadamı ve TÜMSİAD Genel Başkanı olup evli ve bir çocuk babasıdır ve İngilizce bilmektedir.

Türkiye’nin batısında, kuzeyinde olduğu gibi, doğusunda ve güneyinde de şubeleriniz ve faaliyetleriniz var. Doğuda ve Güneyde ekonomiyi olumlu etkilediği söylenen çözüm süreci ne nasıl bakıyorsunuz?

İki yıl öncesi ile sonrası yaşanan dönemi ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Çözüm sürecinden önce kimse özellikle batıdan iş adamları doğuya gidip yatırım yapmıyorlardı. O bölgelerdeki genç nüfusun işsizliğin %40-%50 kadar çıktığını gördük. Bu durum terörü besleyen kaynak olarak gelişti. Ekonominin gelişmediği, işsizliğin olduğu, terörün ve baskının azami seviyeye çıktığı bu yerlerde; şantiyelerin, iş makinelerin yakıldığı, insanların tehdit edildiği bir ortamda yatırım yapmakta mümkün değildi.

Dolayısı ile, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ya ekonomik ve siyasi olarak baktığımızda, barış sürecinden önceyi düşünmek lazım. Biz TÜSİAD olarak barış sürecini destekliyoruz. Biz bu sürecin olumlu bir neticeyle sonlanmasını hemen her toplantımızda anlatıyoruz, devlet büyüklerimiz ile yaptığımız toplantılarda da dile getiriyoruz.

Çözüm sürecinden sonra ki bu iki yıla baktığımızda işsizliğin azaldığını ve yatırımların arttığını gördük.

Ben aynı zamanda DEYKİM de yönetim kurulu üyesiyim TÜMSİAD’ın da genel başkanıyım. Olaylara bir akademisyen gözüyle bakıyorum. Ekonomi Bakanlığının yapmış olduğu bütün teşvik yasalarının içinde de çalıştım.

Türkiye de ciddi teşvik yasaları çıktı. Yatırımcının güçlendirilmesi sayın Zafer Çağlayan’ın döneminde ve yatırımcının doğuya kaydırılması özellikle inovasyona yönelik yatırımların hızlandırılması noktasında çok iyi çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların yapılmadan önce ki ve yapıldıktan sonra ki durumu analiz edildi. Ekonomi Bakanlığı, Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği ve biz STK başkanları ile birlikte yapılan toplantılarda, teşvik tasaları çıktıktan sonra ki durum değerlendirildi. Gördük ki bütün değerler negatiften, pozitife dönmüş. Yapılan teşvik çalışmaları bölgede adeta ekonomik sıçramaya neden oldu. Bu sonuç, barış sürecinin ekonomi üzerindeki olumlu etkisiydi.

Sayın Başkan, sizce bu gelişmeler hız kazanacak mı?

Evet hızlanacak. Barış süreci ilerleyip çözüm olduğunda her şey çok daha güzel olacak. Bölgeye bu teşvik yasalarının sağladığı avantajlarla yatırımcıların iştahı kabaracak.

“Türkiye Batının Doğusu, Doğunun da Batısıdır” Şartlar her geçen gün iyileşiyor. Yeter ki ülkemizde huzur ve güven olsun. Gerisi teferruat. Düşünün, artık ülkenin her yerine en geç iki saate gidiyorsunuz. Birçok ilimizde, havalimanları açıldı. Türkiye’nin her iline yatırım yapılabilir.  İnanıyorum ki, yarın çok daha iyi bir noktada olacağız.

Ülkelerin kalkınması topyekun bir seferberlikle mümkün. Her şey başka bir şeyi harekete geçirir. Bir alandaki gelişme, başka alanlarda ki gelişmelere ışık olur. Türkiye en önemli sorunu olan, Kürt sorununu çözdükten sonra, ileri seviye de kalkınmış bir ülke olacak. Biz hep beraber, çalışarak üreterek bunu başaracağız.

TÜMSİAD Olarak İş adamlarımızın özellikle Doğu ve Güneydoğu Olmak üzere tüm Türkiye ye yönelik girişimlerindeki fikirleriniz ve tavsiyeleriniz nedir?

Türkiye gelişiyor ise bunu etkileyen etkenler vardır. Doğu ve Batıda ki iş adamımızın bir ayağı kendi şirketinde iken bir ayağı da tüm dünyayı dolaşacak şekilde olmalıdır. Böylece gerekli olan potansiyeli Türkiye ye taşıyacak ve Türkiye den de dış Dünya ya iletecek genel bir bakış açısına sahip olması gerekiyor. . Türkiye’nin tamamen kalkınması için iş dünyasına, yurt içi ve yurt dışı hem kendi ülkesini gözleyen hem de bütün dünya ülkelerini takip eden bir açıdan bakmaları gerekiyor. Bu da bizim işimizi kolaylaştırır.

Güven ve huzur olduğu sürece işleri daha kolay ve çabuk çözeriz. Önce bir birimize elimizi uzatalım ve birlikte çalışalım. Gelecek nesillere bunu borçluyuz.

unnamed

Türkiye’deki ekonomik durumu ve gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye doğunun en batısında, batının da en doğusunda yer alıyor. Böyle bir noktada pergelin bir ayağını Türkiye’ye koysak ve uçak ile dört saatlik bir alan belirlesek bu pergelin içerisine 52 tane ülke girmektedir. Yani 52 ülkeye ben dört saatte ulaşabiliyorum demektir. Bu, Türkiye için çok büyük bir avantajdır. Bunun yanında Türkiye 71 ülkeye vizesiz olarak girebilmektedir. Bir diğer önemli konu ise, Türkiye sanayi açısından da çok güçlü bir ülkedir. Bu avantajları ülkemiz çok iyi kullanmalıdır.

Türkiye sanayi açısından da çok güçlü bir ülke dediniz. Bu gücü avantaja dönüştürebilir mi?

Türkiye’nin iç potansiyelini biliyoruz. Bu arada dış potansiyeline baktığımızda batılılar çok kaliteli ama pahalı mallar üretiyorlar. Doğu ülkeleri (Çin gibi) ucuz mal getiriyor ama kalitesiz ve tek kullanımlık mallar getiriyorlar. Dolayısı ile bu iki teknolojinin arasında diğer ülkeler sıkışmış durumda. İşte tam bu noktada Türkiye devreye giriyor. Türkiye şu anda dünyanın tüm ülkelerinde Avrupa Birliği standartlarında mal üretebiliyor. Yani biz Avrupa’da kendi üstünlüğümüzü ispat etmişiz diyebiliriz. Çok kaliteli ürünler ve sanayi malları üretebiliyoruz. Bu çok büyük bir avantajdır. Fiyatlarımız Avrupa’nın dörtte biri, yani Çin’den biraz daha yüksek ama kalitemiz Avrupa kalitesinde. İşte böyle bir noktada, kişiler bizim mallarımızı almak istiyorlar. Ürünlerimiz çok kaliteli ve fiyatlarımız uygun. Bunun farkında olup yurtiçi ve yurtdışı yeni pazarlarda avantajlarını sağlamalıyız.

 

Türkiye olarak doğal kaynaklarımızı tam olarak kullandığımıza inanıyor musunuz?

Türkiye’nin geçmiş dönemlerde ki sıkıntılardan dolayı ne kadar büyük bedeller ödediğini biliyoruz. Günümüz de bu bedelleri artık kara dönüştürmemiz lazım. Bizim en büyük sermayemiz iyi yetişmiş insan gücü. Bu yüzden geçmişte sadece yeraltı kaynaklarımızı değil insan kaynaklarımızı da doğru düzgün kullanamadık.

Doğal kaynakların hepsi genelde verimli olmuyor, verimsiz de olabiliyor. Bazı doğal kaynakların debileri yüksek olduğundan, ham madde kaynaklarının miktarları yatırımları karşılamıyor. Buna rağmen ülkemiz olarak kendi potansiyelimizi daha yeni kullanmaya ve dışarıya yeni yeni açılmaya başladık.  Şimdilerde ise Türkiye ihracatının %96 si nitelikli sanayi üretimi. Demek ki bizler, en iyi derecede üretim yapabiliyoruz.

Sayın Başkan sohbetiniz çok güzel ve faydalıydı. Her şey için teşekkür eder, bu güne kadar Türkiye için yapmış olduğunuz güzel ve örnek çalışmaların devamını dileriz.

Bir Yorum Yazın